Ana sayfa Wellbeing Gezdim Gördüm İyileştim!

Gezdim Gördüm İyileştim!

yazan Tutku Uyarağalar

“I travel not to go anywhere, but to go. I travel for travel’s sake. The great affair is to move.”

Robert Louis Stevenson

Bu yazıda sizlere seyahat etmenin, yeni yerler görmenin ve yeni deneyimler kazanmanın “iyi oluş” halimize nasıl katkılar sağladığından biraz bahsetmek istiyorum.

Seyahat etmek, başlı başına bir heyecan, hatta kimileri için gerçek bir tutku, bir ihtiyaç diyebiliriz. Yeni yerler görmek, yeni kültürler tanımak, yeni tatlar keşfetmek, yeni insanlarla tanışmak yani uzun lafın kısası alıştığımız kalıpların dışına çıkmak ve biraz uzaklaşmak daha özgür hissetmemizi sağlıyor.  

Gündelik hayatta kimi zaman içinde boğulduğumuz problemler, stres yaratan durumlar, bazen yersiz yere düştüğümüz kaygılar küçük birer nokta gibi görünmeye başlıyor. Uzaklaştığımızda çoğu zaman büyük resmi daha net görebiliyoruz, hayatın akışında varlığını hissettiğimiz ama isimlendiremediğimiz rahatsızlıklarımız netleşebiliyor çoğu zaman.

Seyahat etmenin, başka kültürlerde bir süre yaşamanın insan ruhuna iyi geldiğine dair birçok araştırma yapılıyor günümüzde. Her şeyi planlamaktan ve öngörmeye çalışmaktan yorulan zihinlerimiz, bilmemenin ve belirsizliğin biraz daha kabul edilebilir olduğu seyahat sürecinde küçük bir mola vermiş oluyor. Aslında yukarıda bahsettiğim “alıştığımız kalıpların dışına çıkmak” da tam bu noktada işlevini gösteriyor. Her günü birbirinin aynısı şeklinde yaşamaya alışan belirli bir biyolojik ritmimiz var, kalkış saatimiz, tükettiğimiz besinler, içinde bulunduğumuz iklim ve çevre bile rutin haline geliyor doğal olarak, fakat yeni bir kültürün içine dahil olmak, başka alışkanlıkların içinde varolmak çoğu zaman belirsizliğe karşı duyduğumuz o tedirginliği de sorgulamamıza neden oluyor. Bu sorgulamanın sonucunda yaşadıklarımızı da genellikle olumlu bir deneyim olarak hibemize ekliyoruz.

Kimi zaman da seyahatte deneyimlediğimiz anları ve duyguları evlerimizdeki hayatlarımıza yaymayı hedef haline getiriyoruz. Seyahat süresince yaşadığımız deneyimler sonucu hissettiğimiz duyguları, yaşadığımız aydınlanmaları tüm hayatımıza adapte etmeyi bir ihtiyaç olarak görüyoruz. 

Kendi danışanlarımda bunu çok açık bir biçimde gözlemleme şansım oluyor çoğunlukla. Seyahat öncesinde konuştuğumuz gündem maddeleriyle ilgili farklı bakış açıları kazanan danışanlarım bu yeni hislerini ve düşüncelerini eve dönüşlerinde de devam ettirmek istediklerini paylaşıyorlar ve rutin hayatlarına adapte etmeyi hedefliyorlar. Bu noktada bu hisler üzerine çalışmamız da daha kolay oluyor, çünkü somut olarak bir ana dönebiliyoruz, o an üzerine konuşabiliyoruz ve o anları çoğaltmak için neler yapılabileceği üzerine beyin fırtınaları yapıyoruz. 

Bunların yanı sıra seyahat etmenin bizlere anda kalmak ile ilgili öğrettiklerini yadsıyamayız. Gelecek ve geçmiş arasında gidip gelirken, bulunduğumuz yerin farkına varmak ve sadece içinde olduğumuz anı deneyimlemek geleceğin kaygıları, geçmişin hesaplaşmaları arasında bize sadece o anı hissetmenin bile ne kadar farklı bir deneyim olduğunu gösteriyor. 

Bütün bunların sonucunda sanıyorum şunu söyleyebiliriz; seyahat etmek bizlere farklı bakış açıları kazandıran, kimi zaman hayatı algılayış biçimimize dahi etki eden, kendimizle baş başa kalabildiğimiz özel bir deneyimdir. Bir seyahat birçok şeyi değiştirebilir, düşündürtebilir veya hissettirebilir. Kendinize bunları deneyimlemek için fırsat verin!

İlginizi Çekebilir

1 comment

Münire 05/02/2020 - 21:43

👍😍

Cevapla

Bir Cevap Yazın