Ana sayfa Wellbeing Duyguları Bastırmak Mı? Onları Merakla Gözlemlemek Mi?

Duyguları Bastırmak Mı? Onları Merakla Gözlemlemek Mi?

yazan Tutku Uyarağalar

“You can’t stop the waves, but you can learn to surf.”

Jon Kabat-Zinn

Duygu dediğimizde aklımıza bir sürü farklı şey geliyordur muhtemelen. Öfke, mutluluk, üzüntü, hayal kırıklığı, çaresizlik gibi birçok duygu deneyimliyoruz ve bazen bu duyguların içerisinde olmak istiyoruz, bazen de istemiyoruz.

Bazen -bunlar sadece negatif duygular için değil tüm duygular için geçerli- duygularımızı düzenlemek ve işlevselliğimizi bozmayacak düzeyde tutmak için bir çaba sarf ediyoruz.

Duygularımızı düzenlemek, onlarla başa çıkmak için hepimiz farklı farklı yollar izliyoruz. Bu yollar arasında bir tane doğru olmadığı gibi her duruma uyan bir yoldan da söz etmek pek mümkün değil. Aslında biraz da duygumuzun çeşidine, yoğunluğuna bağlı olarak değişiyor başvurduğumuz yollar.

Ama duyguları bastırmak sanıyorum hepimizin aşina olduğu bir terim. Duyguları yok saymak, görmezden gelmek, derine itmek çoğu zaman başvurduğumuz yollardan olabiliyor. Peki, duygularımızı bastırmak nasıl bir etki yaratabilir? Bunu bir metaforla açıklayabiliriz. Bir yüzme havuzunda olduğunuzu düşünün. Elinizde de bir deniz topu olsun. O deniz topu, görmezden geldiğiniz, bastırmaya çalıştığınız tüm duygularınız olsun. O topu havuzun dibine ne kadar bastırırsak bastıralım sonunda bir şekilde yüzeye çıkar ve yüzeyde kalmaya devam eder değil mi? Üstelik topu bastırmaya çalıştığımız süre de bizi yorar, öfkelendirir ve umutsuz hale getirir. Peki, o topun yüzeyde kalmasına izin vermek, kendi kendine bizden uzaklaşmasını seyretmek, o topu merak etmek nasıl olur?

Duygularımızdan kaçıp onları tüm gücümüzle bastırmaya çalıştığımız zaman, aslında onlarla savaşa girmiş oluyoruz. Hâlbuki yüzde yüz bizim parçamız olan, bize bir şey anlatmaya çalışan taraflarımızla savaşmak hem çok yorucu hem de beyhude bir çaba olmaz mı? Sonuçta kendimizle verdiğimiz bir savaştan nasıl galip veya mağlup çıkabiliriz? Duygulara izin vermek aslında tam olarak bu noktada önemli hale geliyor. Çünkü duygularımızla savaşmayı bıraktığımız zaman yorgunluk ve mücadele de rafa kalkıyor. Onları gözlemlemek, bedenimizde hangi noktalarda hissettiğimizi takip etmek, merak etmeye başlamak da aslında onların gelip geçici olduğunu görmemizde çok büyük bir araç oluyor.

Genellikle farkındalık konularında çalışanlar duyguların gelip geçiciliği ile ilgili bir bulut benzetmesi yaparlar. Şöyle ki, bizler bir çimde uzanıyoruz, yukarımızda da birçok bulut var. Bazı bulutlar güneşle birlikte gözümüze çarpıyor, bazıları yağmur yüklü. Ama bulutların hiçbiri olduğu yerde kalmıyor. Sanki üzerimizden geçip gidiyorlar ve yerlerini başka bulutlara bırakıyorlar. İşte duygularımız da bu bulutlar gibi. Çeşitli, zorlayıcı, istenmeyen olabiliyor; ama biliyoruz ki o bulutların hiçbiri sabit kalmıyor.

İlginizi Çekebilir

Bir Cevap Yazın