Ana sayfa ÜlkelerRomanya Bükreş’te Yaşam

Bükreş’te Yaşam

yazan Melis Büyükerk

Babam işi dolayısıyla oraya taşınana kadar Bükreş’e hiç gitmemiştim. Hatta ilk gidişimde sadece ev gezmek ve ev eşyaları aramakla geçmişti tüm zamanım. Babam bir yıldan fazla süredir orada, ben de ara ara gidiyorum. Bu yüzden de Bükreş’te zaman geçirmeyi sevdiğim yerlerden bahsetmek istedim.

Parklar

Bana sorarsanız Bükreş’in en güzel tarafı her yerde kocaman parklar olması.

Herastrau Park

Bunlar arasında bizim eve çok yakın olduğu için en fazla gittiğimiz park: Herastrau. 19. yüzyılda sadece kraliyet ailesi ile şehrin en zenginlerinin girebildiği bir park olan Herastrau kurulduğu ilk yıllarda King Carol II olarak biliniyormuş. İkinci Dünya Savaşından sonra ismi Parcul IV Stalin olarak değiştirilmiş. 1960’dan itibaren de şimdiki adı kullanılmaya başlanmış.

Bu park, Bükreş’teki tüm parklar arasındaki en büyüğü. Ayrıca içerisinde tekne kiralamak gibi yapabileceğiniz bir sürü aktivite bulunuyor ve sürekli farklı farklı festivaller yapılıyor.

Herastrau gölünün çevresine kurulu bu parkın içerisinde yan yana restoranlar ve barlar da bulunuyor. Bu mekanlar ilkbahar ve yaz sezonlarında bahçelerini açınca o kadar keyifli oluyor ki!

Yine Herastrau’nun içerisinde Bükreş’in en önemli müzelerinden bir tanesi olan Village Museum yer alıyor. Burası1930-1936 yılları arasında kurulmuş bir etnografya müzesi. Yaklaşık 10 hektarlık bir alana yayılmış bu müzede 17. ve 20. yüzyıl arasında inşa edilmiş otantik köy yapılarını inceleme imkanı bulabilirsiniz.

Cismigiu Gardens

Burası Türkçe’ye Çeşmeci Parkı/Bahçesi olarak çevriliyor. Bükreş’in halka açık en eski parklarından biri olan Cismigiu, şehrin merkezinde 16 hektarlık bir alanda yer alıyor. Buraya her gittiğimizde yan yana stantlarda yemek, kıyafet, hediyelik eşya, oyuncak gibi çeşit çeşit ürünler satılıyor. Aynı zamanda çocuklar için bir oyun parkı var. Bunların yanı sıra, Cismigiu’da göl çevresinde yürüyüş yapabilir ve yine gölün oradaki kafede oturabilir, bir şeyler atıştırabilirsiniz.

Alexandru Ioan Cuza Park

Titan Park olarak da bilinen bu park, 1970’lerde kurulmuş ve şehirdeki en büyük parklardan bir tanesi. Park içerisinde tenis kortları, basketbol, futbol ve voleybol sahaları ile çocuk parkı bulunuyor. Ayrıca burada Maramureş tarzında yapılmış bir kilise de var. Park içerisinde yürüyüş yapabilir, bisiklete binebilir, burada yer alan farklı farklı restoran, kafe ve barlarda oturabilirsiniz.

Yeme – İçme

Yemeklerden bahsetmeden önce Bükreş’teki frambuazlardan bahsetmek istiyorum çünkü mükemmeller! Hem fiyat hem boyut hem de lezzet bakımından İstanbul’dan çok farklı. O yüzden frambuaz seviyorsanız ve Bükreş’e gelirseniz yiyebildiğiniz kadar yiyin 🙂

L’atelier

Bükreş’in tek Relais & Chateaux oteli olan Epoque Hotel‘in içerisinde yer alan L’atelier’de Fransız yemekleri bulabilirsiniz. Bükreş’teki en şık restoranlardan bir tanesi ama özellikle dışarısı keyifli çünkü otel dışarıdan özellikle de akşamüstü ışıkları yandığında çok güzel görünüyor. Yemekler çok güzel ama tatlılar çok başarılı değildi.

Casa di David

Herastrau Parkı’nın içerisindeki Casa di David benim Bükreş’te en çok sevdiğim restoran. Şu ana kadar burada yediğim her şey gerçekten çok başarılıydı. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında terasında oturmak çok keyifli oluyor ama içerisi de güzel. Mutlaka başlangıç olarak Focaccio söyleyin, bu konuyla ilgili başka bir şey söylemiyorum! Enginarlı salatası mükemmel. Hatta annem biz oradayken arka arkaya üç gün boyunca ondan yedi, o kadar güzel yani 🙂 Pizzaları da çok başarılı!

Petite Cafe

Burası da bizim eve yakın yerlerden biri. Minicik bir kafe, ama güneş alan nadir yerlerden, o yüzden kahve içmek için tercih edilebilir. Onun dışında yemekleri çok da güzel değil açıkçası.

Don Cafe

Strada Ankara’da bulunan Don Cafe, tam ev gibi bir ortam. İnsanlar buraya rahatça vakit geçirmek için geliyor. Aynı zamanda yemekleri de çok güzel. Menüde her mutfaktan çeşit çeşit yemekler yer alıyor.

Fratellini

Fratellini benim Bükreş’te ilk gittiğim yerdi. Buraya sadece kahvaltı için geldim, o yüzden yemekleri nasıl pek bilmiyorum. Kahvaltıları çok güzel, hayatımda ilk defa trüf mantarlı yumurta yedim. İlk duyduğumda çok kötü bir fikir gibi gelmişti ama deneyince sevdim. Tabi oradaki favorim frambuazlı tart.

La Brasserie

Burası da benim en sevdiğim yerlerden bir tanesi. En sevdiğim yemeklerden biri şnitzeli, ama beş kişilik falan geliyor, tek başına yemek için fazla büyük. Buranın da en keyifli zamanları ilkbahar ve yaz sezonlarında terasta oturabildiğiniz zamanlar.

Arc Bakery

Burası tam Arcul de Triumf’un dibinde. Yani bizim eve yürüyerek çok yakın. O yüzden arada buraya da geliyoruz kahvaltı için. Bence içeride oturmak çok keyifli. Kruvasanları çok güzel, özellikle de çikolatalı olanı. Yine de kahvaltı için ilk tercihim burası olmaz.

Bob Coffee Lab

Bob Coffee Lab, bizim evden yürüyerek beş dakika bile sürmüyor. Ben önce logolarında köpek var diye sevmiştim ama sürekli gitmeye başlayınca fark ettim ki, hem çalışanlar çok tatlı, hem kafe tatlı, hem de kahveleri çok güzel! Biz genellikle Herastrau’ya yürüyüşe giderken oradan kahvemizi alıp yolun karşısından parka giriyoruz.

Rue du Pain

Veeee en sevdiğim kahvaltı yeri: Rue du Pain! Sanırım en son Bükreş’e gittiğimde her sabah burada kahvaltı yaptık. Kruvasanları, granolaları, yumurtaları, sandviçleri her şeyleri çok güzel gerçekten. İçerisi çok sıkışık o yüzden biz hiç oturmadık ama dışarısı keyifli. Benim buradaki favorim (ki pek yumurta sevmediğimi de özellikle belirteyim) Eggs Florentine ve tabi ki frambuazlı ve yaban mersinli granola!

Bu arada bahsettiğim frambuazları Rue du Pain’in arka sokağındaki yerden alıyoruz. Pek yapamam diyor ama ısrar ederseniz indirim alabilirsiniz. Tabi biz kasayla alıyoruz ailece bayıldığımız için, onun etkisi de olabilir. Bu da sanırım en önemli bilgi!

The Urbanist

Burası Old Town’da çok tatlı bir kafe! The Urbanist’te hem alışveriş yapabilirsiniz (sweatshirt, tişört, şort, eşofman, çanta, vb.) hem kahvenizi içip keyif yapabilirsiniz. Zaten Bükreş’e kadar gelmişken Old Town’a gitmemek olmaz, hazır gitmişken burada bir kahve içip içerideki salıncakta bir fotoğraf çektirmeyi unutmayın!

Başka…

Tahmin edersiniz ki buradaki oteller hakkında çok fazla bilgim yok, ben hep evde kalıyorum çünkü. Yine de Hilton Hotel, Radisson Sas ve Capitol Plaza Hotel‘i hem lokasyon hem hizmet hem de temizlik bakımından önerebilirim.

Old Town‘u ben çok seviyorum, bence mutlaka gidin. Burada antika pazarı bulunuyor, orayı da görmek lazım. Ben çok güzel küpeler buldum mesela.

Bükreş’te en sevdiğim yerlerden biri de Cartureşti. Bir sürü yerde bu dükkanlardan var ama benim favorilerim Cartureşti Carusel, Gradina Verona’nın yanındaki ve yeni açılmış olan konsept mağazası. Cartureşti’lerde kitap, defter, hediyelik eşya, çay, kahve, oyuncak gibi çeşit çeşit o kadar çok şey bulabilirsiniz ki! Ayrıca bu bahsettiğim yerlerin dekorasyonu da harika. En güzel özelliklerinden biri de, hepsinde kahve içebilirsiniz.

Ayrıca yeni fark ettiğim Diverta da çok güzel. Diverta’nın içinde de yine defterler, kitaplar ve daha bir sürü şey var. Burada farklı olarak çeşit çeşit elektronik ürün, kutu oyunu gibi ürünler de bulabilirsiniz. Buradan da çok etkilendim ama favorim hala Cartureşti.

Bükreş’te gezilecek, görülecek bir çok yer var, kısa bir araba yolculuğuyla harika yerlere de gidebilirsiniz ama burada yaşayan biri olarak sıklıkla gittiğimiz yerler bu şekilde. En güzel kısmı da bu bahsettiğim yerlerin neredeyse hepsine Coco’yla gidebiliyorum. Daha kültürel aktiviteler yapabileceğiniz yerlerden de sonraki yazılarda bahsedeceğim.

İlginizi Çekebilir

1 comment

Köpeğinizle Uçağa Binerken Dikkat Etmeniz Gerekenler - Smile and Travel 20/06/2020 - 12:02

[…] götürdük. Aşı karnesini oradaki bir veterinere götürüp (hep aynısına gidiyoruz orada da evimiz olduğu için) imzalatmamız yeterli oluyor, havaalanında uğraşmıyoruz. Şu ana kadar kimse […]

Cevapla

Bir Cevap Yazın