Ana sayfa Wellbeing Bu Karantina Nasıl Geçecek?

Bu Karantina Nasıl Geçecek?

yazan Tutku Uyarağalar

“We are waves from the same sea, leaves from the same tree, flowers from the same garden”

Son 10 gündür en çok duyduğunuz/kullandığınız kelime desem, sanırım hemen hemen herkes “koronavirüs” şeklinde yanıt verir. Dünyayı etkisi altına alan bu salgın ülkemizde de vaka ve ölümlerin artmasıyla gündemin değiştirilemez bir maddesi olarak yerini aldı. Oldukça gergin bir süreç olmasının yanısıra, üzerine belirsizlikler, sosyal mesafe, karantina sözcükleri eklenince koronavirüsün etki alanı da oldukça genişliyor. Sanıyorum evde kalma konusunda herkes hemfikir ve buna zaruri ihtiyaçlar haricinde uymaya çalışıyor. Evlerimize kimseyi kabul etmediğimiz gibi dışarıya da market ya da kısa bir açık hava yürüyüşü haricinde çıkmamaya gayret ediyoruz. Doktorların genelde durumla ilgili söylediği “Hastaymışsınız gibi düşünün ve virüsü yaymamak için dışarıya çıkmayın” şeklindeki açıklamaları da bizleri başka insanlara karşı sorumlu hissettiriyor ve evlerimizde bir nevi kendi karantinamızı yaratmamıza yol açıyor.

Karantina tarihsel olarak çeşitli salgınlarda uygulanmış ve virüslerin yayılmasını engellemek için verimli bir biçimde kullanılmış bir savunma yöntemi aslında. Gerek veba salgınında, gerek yakın tarihteki SARS virüsü zamanında çeşitli karantinalar uygulanmış ve bu şekilde hastalıkların bulaşmasının önüne geçmeye çalışılmış. Şunu kabul etmeliyiz ki, içinde bulunduğumuz yüzyılın en büyük salgınını yaşadığımız günlerdeyiz ve maalesef bu sürecin ne zaman normale döneceğini bilmiyoruz. 

Bu süreçte evlerimizde alıştığımız rutinden koparılmış ve özgürlüklerimiz kısıtlanmış şekilde beklememizin tabii ki ruh sağlığımız üzerinde de kaçınılmaz etkileri var. Yapılan araştırmalara göre karantina sonrasında bireyler travma sonrası stres bozukluğu, öfke, depresif semptomlar, uyum problemleri, motivasyon eksikliği gibi negatif durumları deneyimleyebiliyor. 

Bu dönemde bir terapist olarak önerim, halihazırda terapi sürecinden geçen biriyseniz terapistinizle online seans yapıp yapamayacağınız üzerine konuşmanız ve mümkünse seanslarınıza online olarak devam etmeniz olur. Zira terapi de hayatınızın bir parçası haline geliyor ve aslında değişmezlerinizden biri oluyor. Bunu devam ettirmenin sizi karantina öncesinde yaşadığınız hayatla bağınızı canlı tutan bir ip olarak da düşünebiliriz. 

Peki, içinde bulunduğumuz günleri en azından daha hafif etkilerle atlatmamızın bir yolu var mı? Evet, bazı şeyleri deneyebiliriz. Örneğin, evde geçireceğimiz süre belirsizken kendimize ev içinde bir program oluşturabiliriz. Bu dönemde yaptığınız her şeyin çok “işe yarar” ve “mantıklı” olmasına gerek yok. Daha önce hiç resim yapmadınız ve evde 1 yıl önce aldığınız boyalarınız mı var? Deneyin! 1000 parçalık bir yapbozu gözünüze kestirmiştiniz ve hiç başlayamadınız mı? Başlayın! Ama önemli olan bunları bir programla birleştirmek. Yoga veya meditasyonu saçma buluyor olabilirsiniz, bu kaygılı ortamda kafanızı dingin tutma çabası size saçma gelebilir, olsun yine de deneyin. Unutmayın daha önce böyle zamanlar yaşamadık, dolayısıyla bize neyin iyi geleceğini denemeden bulamayız. Yapmak istediğiniz her şeyi bir gün öncesinde planlayın, bu plana uymak için çaba sarf edin. Belki saat saat değil ama günü dilimlere bölebilirsiniz. Öğleden önce, öğleden sonra, akşam yapacaklarınızı planlamak size şu an özlem duyduğumuz rutine uyma ihtiyacını gidermede yardımcı olabilir.

Bu süreçte sosyalleşmenin sadece fiziksel olarak aynı ortamda bulunmak olmadığını da hatırlamak gerek. Birçok uygulama sayesinde birden fazla arkadaşımızla aynı anda konuşabiliyoruz, telefonlarımız aracılığıyla dahi olsa karşılıklı yemek bile yiyebiliyoruz. Bunları yapmak sosyal varlıklar olan bizlerin hem yalnızlık hissini azaltıyor hem de aidiyet ve birlik olma duygularımızı perçinliyor. Dolayısıyla böyle bir imkana sahipseniz bol bol arkadaşlarınızla, ailenizle, sevdiklerinizle konuşmaya ve iletişimde kalmaya çalışmanızı öneririm. 

Bu günleri atlatacağız. Bunu hepimiz biliyoruz, evet zamanı şu an için belli değil ve hepimiz hayatlarımızı geçici olarak durdurmuş vaziyetteyiz. Karantina sonrası gerek finansal gerek manevi problemlerimiz de ortaya çıkabilir ama bugünler sağlığımızı ve can güvenliğimizi birinci sıraya koyduğumuz ve bizim kontrolümüz dışında gelişen günler. Evet, hayatta her şeyi kontrol edemiyoruz. İçinde bulunduğumuz günler de belki bunun en büyük kanıtı. Bu noktada da biraz daha elimizde olanlara odaklanabiliriz. Yeterli yiyeceğimiz, evden çıkmama lüksümüz ve kendimizi koruyabileceğimiz bir alanımız var. Kaygılarımız da bizlerle birlikte ve varoluşçu bir yerden bakacak olursak bizi canlı kılan duygular olarak bu günlere eşlik ediyorlar. 

Bu noktada unutmayalım ki hepimiz benzer durumlardayız. Kimilerimiz için daha zor kimilerimiz için daha kolay geçiyor günler. Ama bunların hepsini ileride daha sağlıklı günlerde, daha huzurlu bir şekilde bir araya gelmek için geçirdiğimiz süreçler ve bunun da üstesinden geleceğiz. Eğer bu sürecin sizi çok fazla zorladığını hissediyorsanız, belki bir online terapi hizmeti veren terapistten yardım alabilir ve daha güvende hissedebilirsiniz!

İlginizi Çekebilir

Bir Cevap Yazın